Ufuk's profile.:: UFUK'UN YERİ ::.PhotosBlogLists Tools Help

Ufuk Eskici

Occupation
Location
KTÜ  
Photo 1 of 14

.:: UFUK'UN YERİ ::.

http://www.ufukeskici.com/
9/29/2006

Yepyeni Bir Başlangıç

Yepyeni bir başlangıç yaptım. Bundan sonra yazılarıma wordpress tabanlı yeni sitemde devam edeceğim. Artık bu siteyi kullanmayı düşünmüyorum. Vatana millete hayırlı uğurlu olsun ;)

Yepyeni bir başlangıç için tıklayın: http://www.ufukeskici.com

9/14/2006

Çok Para Lazım :(

Nissan'ın yeni ürünü Qashqai’ye (Kaşkai okunuyor) bayıldım. Özelliklerini bilmem ama tasarımı harika. Araba alacaksan böyle bir şey alacaksın kardeşim. 2007'de Avrupa ile aynı anda Türkiye'de de satışa sunulacakmış. Alırım artık bir tane ;)
 
 
 
Cep telefonum da ömrünün son dönemlerini yaşıyor galiba. Pili 2 günde bitmeye başladı. Hal böyle olunca Samsung G900'ü gözüme kestirdim.
 
 
Ama bunları almak için çok para lazım çoook :( 
9/12/2006

Faşizmin Adıdır 12 Eylül

 
12 EYLÜL'DE NE OLDU?
650.000 kişi gözaltına alındı. 1.683.000 kişi fişlendi. Açılan 210.000 davada 230.000 kişi yargılandı. 71.000 kişi TCK.'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden, 98.000 kişi "örgüt üyesi olmak" suçundan yargılandı. 23.000 kişiye 0-1 yıl. 10.700 kişiye 1-5 yıl, 6.100 kişiye 5-10 yıl, 2.390 kişiye 10-20 yıl, 939 kişiye 20 yılın üzerinde ve 630 kişiye ömür boyu hapis cezası verildi. 7.000 kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi, idamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi, idam cezası verilenlerden 50'si asıldı. 388.000 kişiye pasaport verilmedi. 30.000 kişi "sakıncalı olduğu için işten atıldı. 14.000 kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. 30.000 kişi "siyasi mülteci" olarak yurtdışına gitti. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin "işkenceden öldüğü" belgelendi. 14 kişi açlık grevinde öldü. 16 kişi "kaçarken" vuruldu. 95 kişi çatışmada öldü. 73 kişiye "doğal ölüm raporu" verildi. 43 kişinin "intihar ettiği" bildirildi. Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.. 937 film "sakıncalı" bulunduğu için yasaklandı. 23.677 derneğin faaliyeti durduruldu. 400 gazeteci için toplam 4.000 yıl hapis cezası istendi. 40 ton gazete ve dergi yakıldı.

12 EYLÜL NE DEMEK?
24 Ocak kararlarının uygulanmaya sokulması demek. IMF demek, Dünya Bankası demek, insanımızın tümüyle teslim alınması demek. Onların çocuklarının işi bitirmesi demek, işkence demek, tecavüz demek, hapishane demek, baskı demek, zor kullanmak demek. DAL demek, Mamak demek, Metris demek. Diyarbakır ceza evi demek. Asmayalım da besleyelim mi demek. 12 Eylül hukukunun yaratılması demek.
 
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı'nın 12 Eylül ile ilgili basın açıklamasının tam metni bu sayfada
9/11/2006

ADSL'yi Uçurma Planı

İyi haber şu: Türk Telekom şu anda üst limiti 2 Mbit olan ADSL bağlantı hızını önümüzdeki yıl yapacağı fiberoptik kablo yatırımının ardından 20 Mbit seviyesine çıkarmaya hazırlanıyormuş. Sokaklardaki telefon kutularına kadar fiberoptik kablo yatırımı yapacaklarmış. Kötü haber ise bundan sonrasının özel şirketlere devredilecek olması. Bu şirketler de telekom fiyatlarının üzerine kar koyarak bizlere bu hizmeti verecekler. Tarifeler hakkında henüz bi açıklama yapılmamış olması da beni ürküttü. Yine fahiş fiyatlarla, kotalarla karşılaşmasak bari :(
 
9/10/2006

9 Eylül İzlenimlerim

Dün İzmir'in kurtuluşunun 84 yıl dönümüydü. Karşıyaka ve Mithatpaşa sahillerinde herkes, birkaç gün önce İTO tarafından dağıtılan Atatürk'lü bayrakları camlarına, balkonlarına asmış. Sahilden bakınca şehrin görüntüsü muhteşemdi. Dağıtılan 25.000 bayrağa talep o kadar fazla olmuş ki İTO, 29 Ekim için 100.000 bayrak daha yaptırıyormuş. Umarım bu kez bize de bir tane verirler :)
 
 
 
Şehrin önemli merkezlerinde zafer takları açılmış, böylece nostaljik bir hava oluşturulmuş.
 
 
 
Dün akşam bir akradaşımla fuara gittim. Bütün firmalar ürünlerini sergiliyorlardı. Ama en fazla görülmesi gereken yerler TCDD pavyonu ve Aydın Doğan Karikatür Sergisi'ydi. Özellikle TCDD pavyonunda eski paralar, pullar, biletler, Atatürk resimleri, resimler, eskiden fuar için özel olarak hazırlanan sigara paketleri sergilenmişti. Hepsini beğeniyle inceledim.
 
Dünya mutfakları Bölümü de güzeldi. Hint mutfağından Kanada mutfağına kadar bir çok yabancı mutfak vardı. Ama biz kendi mutfağımızdan vazgeçemedik va birer Adana dürümü götürdük. Daha sonra da üzerine nar suyu, Niğde gazozu ve kestaneli çikolatayı yiyince iyice ağırlaştık :) Sonra da ağır ağır Gündoğdu Meydanı'da doğru yürüdük. Candan Erçetin konseri vardı orada da. O kadar kalabalıktı ki anlatamam. Sanki bütün İzmir oradaydı.

9 Eylül, bu yıl daha bi çoşkulu kutlandı. Bunun nedeni de son zamanlarda cumhuriyetmize içerden ve dışardan yapılan saldırılar. Kutlamalar da yapılan saldırılara bir nevi bir başkaldırı, bir gövde gösterisiydi.
 
 
 
Belediye başkanımızın sözleri herşeyi özetliyordu: "Çağdaş , demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyetinin en önemli adımları ilk kez binlerce yıllık birikimimizle İzmir’de atıldı. Doğunun en batısında , batının en doğusunda bir kent olarak binlerce yıllık birikimimizle her zaman örnek olduk. Ne kadar övünsek azdır. Bu nedenle 9 Eylüller sıradan bir gün değildir. 9 Eylül'ler yalnızca bir kentin değil bir ülkenin kurtuluş günüdür."
9/9/2006

Kaç Atatürkçü Kaldı?

 

Alıntı 

Kaç Atatürkçü Kaldı?
Messenger'in güzel yanlarından biri de arkadaşların birbirlerini önemli ve dayanışma gerektiren konularda bilgilendirebiliyor olması. Spaces da bu olaya tuz biber ekliyor.
 
KanalTürk'ten Kerimcan KAMAL'ın bir iki ay önce yazdığı "Kaç kişiyiz biz?" yazısıyla ilgili bir arkadaştan bilgilendirme iletisi aldım. İyi de oldu. Çünkü soru Atatürkçüler'in kaç kişi kaldığına odaklanıyordu. Bu konuda ben de meraklıyım.
 
İlgili yazı şöyle başlıyor...
 
"Nicedir bu sorunun yanıtını arıyorum.
Kendi içimde...
Aslında bu sorunun yanıtı, bize kimin sonuca ulaşacağını da gösteriyor.
Belki de herkesin kafasındaki yegane soru bu.
"Biz kaç kişiyiz?"
Hatta sormaya devam ediyorum:
Çoğunluk muyuz?
Yoksa artık az mı kaldı bizden ?
Devir değişti mi ?
..."

Devamını yazımın sonunda verdiğim linkten okuyabilirsiniz...
 
Aralarda çok güzel tespitler var. Özellikle şu soru önemli:
 
"Bir zamanlar yedi düvele meydan okuyan ve ilmi hür ,irfanı hür nesiller yetiştirmek isteyen,yaptığı mücadele ile tüm dünyada, Mısır'dan Hindistan'a ezilmiş toplumlara umut ışığı olan bu devrimin çocukları artık nesiller içinde kayıp mı oldu?"
 
Yazarın tespitleri ve ince soruları yazı boyunca devam ediyor. Yazıya gelen binlerce yorum ve diğer gazetelerde yazıyla ilgili yayınlanmış yorumlar da aktarılmış.
 
Ve yazarın bir ricası var: "Kaç kişi olduğumuzu gösterelim" diyor. Ulusal değerlerine sahip çıkan Atatürkçüler'in azınlıkta olmadığını sadece bir tıkla göstermek iyi olur sanırım. Ben son okuduğumda sayfanın hit sayısı 21 milyona yaklaşıyordu.
 
Atatürkçü müsünüz? Ayrıntılara takılmayın. İşin saçmalığını veya garipliğini de düşünmeyin. Girin ve yazıyı okuyun. Yorumları da. Lütfen.
 

9/8/2006

Wordpress İle Yeni Bir Başlangıç

Sabah sabah, Umut'un davetiyesiyle kendimi Wordpress'in sayfasında buldum. Kullanıcı kaydımı yaptıktan sonra yeni sitemi oluşturdum.  Bundan sonra yazılarımı oraya da yazacağım.  
 
Wordpress'in en beğendiğim noktası temaları oldu. Bu konuya gerçekten özen göstermişler. Varsayılan temalar oldukça güzel. Fakat temaları beğenmeyip kendinize göre düzenlemek isterseniz CSS bilmeniz ve parayı bastırıp kredi satın almanız gerekli. Daha sonra temaları siteniz üzerinden düzenleyebilirsiniz. Ama daha önceden bir siteniz varsa, bunlar gibi internet üzerinde bulabileceğiniz temaları indirip, düzenleyip sitenize yükleyebiliyorsunuz. Umut, yeni sitesini bu yöntemle hazırlamış. Site şu an deneme yayınında ama Ekim ayında normal yayına geçecek. Ben de merakla bekliyorum siteyi. İyi bir iş çıkaracağından eminim. Zaten taze bir bilgisayar mühendisinden başka ne beklenir ki?
 
Kendisine bu süreçte başarılar diliyor, engin tecrübelerini ilerde bizlere de aktarmasını diliyorum.
 
 
9/7/2006

Diyet

Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki gözünüzle bakarsınız,
iki kurnaz,
iki hayın,
ve zeytini yağlı iki gözünüzle
bakarsınız kürsüden Meclis’e kibirli kibirli
ve topraklarına çiftliklerinizin
ve çek defterinize.
Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki elinizle okşarsınız,
iki tombul,
iki ak,
vıcık vıcık terli iki elinizle
okşarsınız pomadlı saçlarınızı,
dövizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.
İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower’in,
ve bütün kaygınız
iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
halkın tekmesinden korumaktır.
Benim gözlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Benim bacaklarımın ikisi de yok.
Ben yokum.
Beni, üniversiteli yedek subayı,
Kore’de harcadınız, Adnan Bey.
Elleriniz itti beni ölüme,
vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
ve ben al kan içinde ölürken
çığlığımı duymamanız için
kaçırdı bacaklarınız sizi arabanıza bindirip.
Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,
ölüler otomobilden hızlı gider,
kör gözlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarımla peşinizdeyim.
Diyetimi istiyorum Adnan Bey,
göze göz,
ele el,
bacağa bacak,
diyetimi istiyorum,
alacağım da.

NAZIM HİKMET
25 Haziran 1959
 
Keşke, bu şiiri Lübnan'a asker gönderenler de okusaydı...
9/4/2006

ADSL Fiyatlarını Protesto Edelim !

PCnet dergisi, Türk Telekom'un fahiş ADSL fiyatlarını protesto etmek için bir imza kampanyası başlatmış. Dünya standartlarının çok altındaki hız ve çok üstündeki fiyatları kabul etmek istemeyen herkes bu girişime katılmalı. Bu sayfada, mevcut ADSL abonelerinin ve henüz abone olmayanların imzalayabileceği iki farklı form bulunuyor. Bu sayfada da sitenize ekleyebileceğiniz çeşitli bayraklar var.
 
ADSL konusunda yaşananlar, özelleştirmelerin çare olmadığının kanıtıdır. Aboneleri sömürme düzeni aynen devam etmektedir. Böyle girişimlerle de bir nebze olsun sesimizi duyurmuş oluyoruz. Bizi dinleyen var mı o ayrı mesele tabi.
 
8/31/2006

Her Zaman Şampiyonlar Hatırlanır !

Basketbol milli takımımız, son olimpiyat şampiyonu Arjantin'e yenildi ve turnuvaya devam etti. Final oynayabileceğimiz bir turnuvada, yarı finale bile kalamadan elendik. Neden?
 
Bu sonucu günler öncesinden ilan etti büyük medyamız. Slovenya'yı devirip ilk 8 takım arasına girince tarih yazmış olduk. Artık rakibimiz Arjantin'di ve onları yenmek mucizeydi çoğuna göre. Mazeretimiz de çoktu. Arjantin son olimpiyat şampiyonuydu ve bizim de sakatlarımız vardı. Ve beklenen oldu, yenildik. Ama kimse sorgulamadı neden elendiğimizi. Final oynayabilecek kapasitede bir takıma sahipken, turnuvanın en yetenekli oyuncuları bizdeyken nasıl elendiğimizi kimse tartışmak istemedi. Tarihte bir ilk gerçekleştirmenin sarhoşluğu içinde kaybolup gitti bu tartışma. Ama elenmemizin tek sebebi beceriksiz yöneticilerdir. En çok şikayet ettiğimiz sakatlıklar için seçeneklerimiz vardı. Hidayet, Mehmet ve Hüseyin, milli takımın menajeri Doğan Hakyemez'in isteği üzerine takıma alınmadı. Yani kişisel bir istek yüzünden. "Sakatlığım ne zaman düzelirse o gün çalışmalara katılırım" diyen bir Hidayet vardı. "Beni izlemeye bile gelmediler" diyen bir Hüseyin. İşte takıma alınmayan bu isimler. Oysa sakat oyuncuların yerine bu silahlarınızı sahaya sürdüğünüzü düşünün. Sonuç daha farklı olmaz mıydı? 2 NBA oyuncunuzu takıma almıyorsunuz, böyle aptallık olur mu? Bütün takımlar NBA oyuncularını çatır çatır oynatırken hem de. Beğenilmeyen bu isimler 2001 yılında kazandığımız Avrupa ikinciliğinde takımın yıldızlarıydı. Şimdi ne oldu da beğenilmiyorlar?
 
Yöneticilik, takımı yıldızlarıyla beraber birarada tutmaktır, şahsi menfaatler için yıldızları takımdan kovup da sekizinciliği başarıymış gibi göstermek değil. Unutmayın ki tarihte her zaman şampiyonlar hatırlanır, sekizinciler değil. Geçtiğimiz dünya şampiyonasında sekizinciyi hatırlayan var mı?
 
Not: FIBA tarafından turnuvanın en iyi genç oyuncusu oylamayla seçiliyor. Bizim adayımız Ersan İlyasova. Aşağıdaki adresten Ersan'a oy verin. Kendisi şu anda %75 ile birinci sırada.
 
by